Image Alt

Temirci Art

Türk maden sanatı

  Türk Maden Sanatı: Anadolu’da Roma ve Bizans Dönemlerinde oldukça gelişmiş maden sanatı atölyelerinin bulunduğu bilinmekte. Selçuklular sanatın pek çok dalında göstermiş oldukları ilerlemeyi maden sanatı alanında da göstermişler. Osmanlılar Döneminde de maden sanatı gelişimini sürdürmüştür

Maden sanatlarının bir dalı olan demircilik, eski çağlardan beri Anadolu’da uygulanmıştır. Kapı tokmakları, mutfak araçları, tarım araçları, hayvan koşumları, mimaride kullanılan araçlar, müzik aletleri vb. yapımında demircilik sanatı kullanılmıştır. Günlük kullanımda kap-kacak, takı ve miğfer yapımında, kapılarda, kapı süslemelerinde ve yapı unsuru olarak kullanılmıştır. Anadolu’da en çok kullanılan maden demirdir.   Bir maden işleme sanatı olan bıçakçılık da Anadolu’da yaygındır.

Türk Maden Sanatı

Bıçaklar biçimlerine göre; “pala”, “hançer”, “gaddare”, “saldırma” vb. isimler almaktadır. Sapları; abanoz, fildişi, gümüş ve altın kaplama olan bu bıçakların elmas, mercan, yakut, zümrüt vb. taşlarla süslü olanlarını saray için yapılanlarda görmek mümkündür.

Anadolu’da büyük bir uygarlık kuran Hititler, Milattan 2000 yıl kadar önce demir cevherlerinden demir elde etmeyi ve bunlardan çeşitli savaş aletleri yapmayı başarmışlardır

Romalılar, metal ve ahşap malzemeden yapılmış çatı makası kullanmış olmakla birlikte bunu gösterecek yaşayan bir örnek günümüzde mevcut değildir

Grekler de duvar örgülerde taşları birbirine bağlamak için harçsız şekilde demir kenetlerden yararlanmışlar, sütun parçalarının ve başlıklarının birbirine bağlanmasında kenet ve demir miller kullanmışlardır. Benzer teknik daha önceleri Romalılarda da uygulanmıştır.

 Demir, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de mimaride yer almıştır. Erken Osmanlı mimarisine demirin kenet ve saplama şeklindeki kullanımı kısıtlı olmakla beraber, özellikle 16. yüzyıl sonrasında demir, strüktür kuruluşunda oldukça faydalanılan önemli bir malzeme konumuna yükselmiş ve kârgir içerisinde bir anlamda taşıyıcı bir malzeme olarak da yer almıştır. Yine bu yüzyıldan sonra demirin kullanımı gittikçe yaygınlık kazanmaya başlamış, kenet ve zıvana şeklindeki bağlantı demirlerinin yapılarda kullanımı adeta standart bir hale gelmiştir

 1700’lü yıllardan sonra vida/somun kullanılan bağlantılar geliştirilmiş, dövme demirden yapılan açık kılıçlama sistemleri her tip kârgir yapıda kullanılmaya başlanmıştır. Batılılaşma hareketleri, beraberinde Avrupa demir kullanım ve üretim teknolojisinin Osmanlı mimarisine girmesine yol açmış ve aynı zamanda hazır yapı malzemeleri de ithal edilmeye başlanmıştır.

Osmanlının son dönemlerinde yapı üretim teknolojilerindeki bu gelişmelerin yanında Ampir, Barok, Neo-Klasik, Gotik ve Art Nouveau gibi Batı kökenli çeşitli üslupların mimaride ön plana çıkması ile strüktür ve diğer demircilik işleri bir anlamda bu akımlara göre şekillenmiştir. Bu dönemlerde çelik putreller kullanılarak teşkil edilen konsol ve volta döşeme uygulamaları ile süsleme demirciliğindeki üsluplar buna bir örnek olarak gösterilebilir.

 Tarihi yapılarda demir malzemenin bir başka kullanım şekli de kafes, korkuluk ve parmaklık ile yine demirden yapılmış döküm ve dövme kapılar gibi çeşitli demir işlerini kapsamaktadır. Parmaklıkların bahçe, balkon, merdiven, pencere, sürgülü vitrin, rulolu vitrin ve markiz gibi çeşitli uygulama şekilleri mevcuttur. Bunun yanında ayrıca, Cami, medrese, han gibi çeşitli anıtsal yapıların pencere açıklıklarında ve şadırvanlarındaki lokmalı ya da lokmasız pencere şebekeleri ve kubbe yolunun demir parmaklık ve tırabzanlarını da bu kapsamda sayılabilir. Selçuklu ve Osmanlı dönemi demirci ustaları Tanzimat dönemine kadar (1839) genel olarak birbirine benzer özellikte lokmalı pencere parmaklıkları yani şebekeler, yapmışlardır. Şebekeler, kare ya da yuvarlak kesitli demir çubukların dikey ve yatay yönde birbirini kesmesi ve bu kesişim yerlerine lokma adı verilen ve dövülerek biçimlendirilmiş olan, köşeleri kesilmiş küp şeklindeki (bazı örneklerde armut formunda) demirlerin yerleştirilmesiyle yapılmışlardır. Osmanlı döneminde bu tip parmaklıkların bronzdan yapılmış birçok örnekleri de mevcuttur. Bu gibi demir parmaklık sistemleri üzerine, Avrupa’da yapılmış parmaklık örneklerinde olduğu gibi kıvrımlı yaprak ve sadeliği bozacak diğer başka süsler ilave edilmemiştir. Hazine, köşk, saray, kasır ve depo gibi korunması gereken yapıların kapıları genelde dökme demirden yapılmışken pencerelerine gayet sade demir parmaklıklar takılmıştır.

Türk maden sanatı

Yığma ya da ahşap tekniği ile inşa edilmiş sivil mimari örneklerin pencerelerindeki parmaklık sistemlerinde lokmalı bir strüktür sistemi pek kullanılmamıştır. Buradaki parmaklıklarda yatay yöndeki demir çubukların kesişim yerleri oyularak düşey demirler bu yarıklardan geçirilmiş ve birleştirme geçmeli şekilde sağlanmıştır

Bunun dışında bindirme yöntemi ile yapılmış parmaklık sistemleri de bulunmaktadır. Burada bindirme, demir çubukların kesişim yerleri dövülerek inceltilmiş, orta noktasına delikler açılarak perçinlemek suretiyle sistem rijit hale getirilmiştir

Süsleme demirciliği alanında dökme demir elemanlar ilk kez 18. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Döküm tekniği, dövme yöntemine göre daha kolay olması nedeniyle dökme demir kapı ve parmaklık üretiminde bu teknikten oldukça yararlanılmıştır. Batı dünyasında kilise, katedral ve şatoların Osmanlılarda da genellikle saray, kasır ve köşk gibi yapıların bahçe kapıları ve bahçe parmaklıkları çoğunlukla dökme demirden yapılmıştır. Gösterişli ve süslü bir karakter taşıyan bu döküm elemanlar, batıdaki çeşitli mimari üslupların Osmanlı topraklarına girmesiyle organik ve kıvrımlı formlardan daha basit olanlara kadar bir geniş çeşitlilik gösterirler

Bunun yanında özellikle konut türü yığma yapıların giriş ve bahçe kapıları ile merdiven tırabzanları ve diğer yerlerinde dövme tekniği ile yapılmış demir kapıların ve parmaklıkların kullanımının yaygınlaşması yine 19. yüzyıldan sonra olmuştur. Burada düz ve kıvrık formdaki demir çubukların birbirlerine birleştirilmeleri, perçinleme ve bilezik ile bağlama şeklinde yapılmıştır

Demirin Detay Malzemesi Olarak Kullanımı Demirin yukarıda söz edilen kullanım örnekleri dışında geleneksel yapıda bir başka yer alış biçimi ise detay malzemeler, döküm ve dövme süslemeler ve çeşitli aksamlar şeklinde görülmektedir.

Ahşap kapı, pencere ve kapakların reze, ökçe, taban demiri, mandal, kanca, halka, köşebent gibi demir aksamları, kandil ve kandil askılıkları, metalin strüktürel anlamda taşıyıcı işlevi olmayan kullanımları arasında sayılabilir. Ayrıca iskeleti kurmak için harcanan sayısız çivileri, kapı ve pencerelerin demirden yapılmış, kilitleri, reze ve tokmaklarıyla diğer demir bağlantı malzemelerini de burada hesaba katmak gerekir. Bu şekildeki kullanıma ait bazı örnekler aşağıdaki başlıklarda verilmektedir. Reze Kapı, pencere, dolap kapaklarının tutturulması, açılıp kapanması ile kilitlenmesinde kullanılan, demircilerin yaptığı çeşitli türdeki menteşe ve kilitlerin genel adıdır.

Zamanla üretimin kolaylaşması yanında biçimlendirme tekniklerindeki gelişmeler demir süsleme örneklerinin artmasına da yol açmıştır. Çeşitli bitkisel motiflerden esinlenerek kalıpta dövme yardımıyla yapılan süsleme işlerinin ilk örnekleri 12. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Daha sonraları demirin levha haline getirilmesi beraberinde süsleme işlerinin formlarında, çeşitliliğinde ve birleştirme tekniklerinde değişiklikler oluşmasına yol açmıştır. Bu dönemler süsleme demirciliğinin başlangıcı olarak da görülmektedir.

Geleneksel Türk yapılarında, demir parmaklıklar, kapı, halka ve tokmaklar, sandık rezeleri, kilitler vb. gibi süslü demir işleri sanat ve işçilik yönünden sanatsal özellikler taşımaktadır ve çoğunlukla dövme demirden yapılmıştır. Bunun yanında pirinç ve bronzdan yapılmış kapı halka ve tokmakları da bulunmaktadır.

Türk yapılarında süslü demir kapılara da rastlanmaz. Kale gibi savunma yapılarının kapılarında ise kalın tahtaları birleştirmede iri başlı uzun dövme çiviler (mıh) kullanılmıştır. Kapı Halkaları ve Kapı Tokmakları: Halka ve tokmakların üretiminde kullanılan metaller tunç, pirinç ve demir şeklindedir.

Son dönemlerde yapılmaya devam eden örneklerde ise genellikle sac kullanılmaktadır. Halkalar genellikle demir, tokmaklar ise tunç ve pirinçten yapılmış olmakla birlikte dökme demirden üretilmiş örnekleri de vardır. Her iki biçimlendirme yani dövme ve döküm teknikleri kullanılarak, demir olanlar dövme, tunç ve pirinç olanlar ise döküm tekniği ile üretilmiştir. Yani genellikle halkalar dövme, tokmaklar ise döküm tekniğinde yapılmıştır. Anadolu’da form itibariyle halka ve tokmaklarda 12 farklı tip olduğu tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak ahşap kapı üzerinde dökümden yapılmış, tutamak işlevi gören örneklere de rastlanmaktadır

Halka, halkayı kapıya sabitlemeye yarayan iki kollu kapı çivisi ve halka aynasından oluşmaktadır. Bunlarda da döküm ve dövme demir olmak üzere iki teknik görülür. Dövme demir sayı olarak diğerine göre çok azdır ve daha çok büyük halkalarda tercih edilmiştir. Demirin Geleneksel Şekillendirme ve Birleştirme Teknikleri Günümüzde olduğu gibi eskiden de demircilik işlerinin bir kısmı sıcak, bir kısmı da soğuk olarak yapılmaktaydı. Bunlardan sıcak olarak şekillendirilenlere “Ocak İşi”, diğerlerine de “Tezgâh İşi” adı verilmiştir.

Bu yazımızda kısaca Türk Maden Sanatı hakkında bilgi aktrmaya çalıştık.

Post a Comment

Pazt‒ Cum: 09:00 ‒ 18:00
Cmt: 09:00 ‒ 15:00
Paz: Kapalı

Baraj Yolu Caddesi Arzum Sokak No:45 Esenkent Dudullu OSB Ümraniye İstanbul Türkiye
+90 216 314 08 37
+90 532 613 17 80